Düşünülenler, Önyargılar, Hedefler

İnsan ne kadar garip arkadaş. Bazen öyle moda giriyorum ki amaçlarım uğrunda çok çalışıyorum. Ve kimseye de belli etmemeye çalışıyorum. Hiçbir zaman diyemeyeceğim bir şey var ki o da: Ben biliyorum! Diyemem çünkü bilmiyorum ve her zaman bilmediğim için öğrenmeye çalışıyorum. Bilmediğim için uykusuz kalıyorum. Bilmediğim için çok yoruluyorum… Öyle zamanlar oluyor okula gidemiyorum ve üzerine bir sürü problem çıkıyor. Soruyorlar bazen neden gelmiyorsun? Diyorum ki uyuyordum. Ve bunun üzerine zannediliyor ki Bayram çok uyuyor uyku tatlı geliyor herhalde okula bile gelmiyor sonra da eee bir sürü qayıbım olmuş falan diyor vs. Ya ben de istemez miyim şöyle erkenden uyuyayım okula gideyim okulda bir şeyler öğreneyim falan filan. Ama düşünüldüğü gibi mi oluyor? Elbette hayır uyuyamıyorsam geceleri geç yatıyorsam bunun da bir sebebi oluyor herhalde kardeş ve senin beni tanımadığın için bunu da bilmemen normal yani. Ama yine de rica ediyorum ki bilmediğin halde benim hakkımda böyle düşünme hakkıma giriyorsun. Açıkçası hiç uyumamak isterdim ama bu da mümkün gibi durmuyor. Ben de yine de elimden geldiğince az uyumaya çalışıyorum bana vakit çok olsun diye. Akşam uyumayı deniyorum mesela bazen gidip yatıyorum erkenden. Ne oluyor sonra? Uğraştığım şeylerle ilgili bir şey geliyor a şunu şöyle yapsaydım, şunu da okusaydım, bu neden böyle oldu vs. sorular dönüp durdukça kafada uyku da girmiyor ben napayım e yatakta yatıp duracağıma ben de diyorum ki kalkayım aklımdaki soruları cevaplandırayım diyorum bir başlıyorum okumaya, programlarla uğraşmaya, bilmediklerimi öğrenmeye vs. bir bakmışsın sabah olacak neredeyse, diyorsun ki kendince uyumayayım okula gideyim sonra da gelince uyurum. Bu da bir an dolaşıyor aklında. Sonra ne oluyor. Aklına dersler geliyor, okuldaki ortam geliyor, okulda boşa geçen vakitler geliyor, okulda o müellimin derse gelmeyeceği geliyor, sınıftaki dayanılmaz gürültüler geliyor. Ve böylece ayağın geri geri gidiyor artık okula gitmemek istiyorsun biliyorsun ki okulda geçireceğin zamanı evde geçirsen en azından seni ileriye götürecek bir şeylerle meşgul olacaksın. Bendeki psikoloji de böyle bir şey işte. Bazen öyle istiyorum ve o kadar çok çabalıyorum ki lan bugün şu kadar şeyi halledeceğim ama vücut dayanmıyor yorgun düşüyor bir süre sonra. Ve bunu kimse bilmez arkadaş. Kimse bilemez herkeste tutmuş bir önyargıdır gidiyor. Ne yapıyorsun gece diye soruluyor mesela bana bazen cevap veriyorum bazen vermiyorum. Neden vermiyorum çünkü benim çabalarım kendimi birilerine ispat etmek değil ki. Benim çabalarım kendimi kendime ispat etme çabası. Kendimi geliştirme çabası yoksa başka bir düşünceden dolayı değil hani. Şimdi çıksam a bak şunu biliyorum ben şunu biliyorum ben diye ortalıkta havayla dolaşsam hocaların gözüne girmeye çalışsam kendimi öne çıkarmaya çalışsam doğru mu olurdu? Ben de bildiklerimle övünemez miydim? Beceremez miyim bunu? Ben de o, bu gibi olamaz mıyım? Ben de bu rekabet psikolojisine ayak uyduramaz mıyım? Evet yapabilirim hem de çok iyi yaparım ama benim amacım bu değil. Benim amacım başkaları ile yarışmak, kendimi başkalarına ispat etmeye, kabul ettirmeye çalışmak değil ki. Benim amacım kendim ile rekabet etmek, özümü özüme ispat etmeye çalışmak. Onsuz da şu anda yanımda olanların bir çoğu öyle zaman gelecek benim yanımda olmayacaklar belki de. Ama ben her zaman benimleyim. Ben o zaman neden onunla bununla yarışayım? Onun amacı başka benim amacım başka. Amacıma, bildiklerime, hedeflerime, düşüncelerime vs. gelince kimseye söylemem lazım değil. E bilenler yok mu peki benim amaçlarımı, hedeflerimi, düşüncelerimi? Elbette var ama bunlar çok az insan ve koşulsuz şartsız güvenebileceğimi hissettiğim insanlar. Ve şu bir gerçek ki her zaman farkındayım bunun: Bir şeyler öğrendikçe hep eksik hissediyorum, hep açığımı kapatmaya çalışıyorum. Ama şunu fark ediyorum her zaman öğrendikçe eksiklerim de artıyor, bilmem gereken şeyler çoğalıyor ve bunun sonu gelmiyor bu şekilde sürüp gidiyor… En önemlisi öğrendikçe bildiklerinin yok bilmediklerinin farkına varıyorsun, öğrenmen gerekenleri çoğaltıyorsun… Hedeflerim doğrultusunda kendimi motive edebilmek için o kadar çok uğraşıyorum çünkü istemem ki hedeflerimi yarıda terk edeyim. İstemem ki hedeflerime ulaşamama ihitmali ile ilgili şeyler yerleşsin bilinçaltıma. Bununla ilgili de şunları yapıyorum(gülünç gelebilir bazı düşüncee yapılarına ama bunun sebeplerini izah etmek o kadar koaly değil) : Tv izlemiyorum. Müzik dinlememeye çalışıyorum. Film izlemiyorum ne kadar bazı arkadaşlar mecbur etmeye çalışsa bile.(Çok nadiren oluyor izlediğim fakat umumiyetle film izleyerek geçireceğim vakitte sayfalarca kitap okuyabilirim düşüncesi var bende.) . Kendimi motive edici kitaplar okumaya zaman ayırıyorum.(Bunu video falan izleyerek de yapabilirim ama pek tercih etmiyorum.) vs. Tüm bunların yanında her şey yolunda giderken karşına öyle bir problem çıkarıyorlar ki sen o problem ile ilgili düşündükçe artık canın sıkılıyor. Vaktin boşa gidiyor vs. Bunu da çok sağolsun en güzel yapan üniversitedeki idarecilerimiz. Deniyorum mesela bir şeyler okuyayım, şunu öğreneyim falan diyorsun bu durumda iken dahi. Ama o problem aklında dolaşıp dururken okuduğundan da bir şey anlayamıyorsun. Bir konuyu normal bir vakitte yarım saate halledebilecekken bu konu sana 1 saate mal oluyor mesela… Neyse en azından biraz rahatlattı buraya yazmak çok merak eden olursa gece boyunca napacağımı. Öncelikle yarım saat falan şu anda okumakta olduğum Ferrasi’ni Satan Bilge kitabını okuyacağım. Sonra da sabaha kadar arada molalarla berber Python, Sqlite, Vagrant vs ile meşgul olacağım… Linux kullanan arakadaşlarımın sorunları ile ilgilenmeye çalışacağım. Felsefi makaleler okuyacağım, Tarihi yazılar okumaya çalışacağım. Bir süre StackExchange de takılacağım. Vaktim kalırsa eğer Python ile ilgili eski notlarımı toparlamaya çalışıp WordPress’de yayınlamaya devam edeceğim vs. vs.

Bir arkadaşım paylaşmıştı(Azer Ekberov) bunun konu ile tamamen ilgili olmasa da ilgili olan yanları var(önyargı meselesi) çok güzel bir kıstas:

SORU 1: Bir kadın tanıyorsunuz ve hamile. Sekiz çocuk sahibi, üçü sağır, ikisi kör, biri geri zekalı ve kadın da frengili. Bu kadına kürtaj önerir miydiniz?

Bu sorunun cevabına bakmadan önce şu soruyu yanıtlayın.

SORU 2: Yeni bir lider seçme zamanı ve öyle bir an geliyor ki lideri sizin oyunuz tayin edecek. Üç aday var ve adaylarla ilgili gerçekler de şunlar:

Kimi tercih edersiniz?

Aday A
Düzenbaz politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır.
İki metresi vardır. Sigaralarını uç uca ekler ve günde 8 ila 10 martini içer
Aday B
İki defa işten kovulmuş, öğlene kadar uyur. Kolejdeyken afyon içicisi ve her akşam 1 litreden fazla viski içer.
Aday C
Gözde bir savaş kahramanı. Vejeterjen, sigara içmez, nadiren bir bira içer ve karısını asla aldatmamıştır.
Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz?
Önce karar verin, Ama cevaplara bakmayın… Sonra aşağıya kaydırın ve cevaplara bir bakın

Aday A Franklin Roosevelt
Aday B Winston Churchill
Aday C Adolf Hitler
Bu arada ilk sorudaki kadına kürtaj yaptıysanız Beethoven’i öldürdünüz….. İlginç değil mi? Birisi için hüküm vermeden önce çok iyi düşünün.
Yeni birşeyi denemekten asla çekinmeyin…
Aklınızdan çıkarmayın… Amatörler Nuh’un gemisini, profesyoneller Titaniği inşa ettiler.