Yahudi Devleti

1891’den 1895’e kadar Herzl Viyana Neue Freie Presse Gazetesinin Paris muhabiri olarak çalışır ve Dreyfus Davasında muhabir olarak bulunur. Bu olaya tanık olduktan sonra, Yahudi meselesinin ancak anavatanında Yahudi bir ülkenin kurulmasıyla çözülebileceğine inanır ve Herzl, bu projesini tartışmak üzere Baron Maurice de Hirsch ile görüşmek ister. [Kitabın içinde geçen Baron, de. Hirsch’in ta kendisidir.] Ancak, Baron’u ikna edemediği için düşündüklerini altmış beş sayfalık bir makalede açıklar ve bunu Rothschildlere gönderir. Bu çalışma 1896 yılının Şubat ayında yayımlanan Yahudi Devlet kitabının taslağını oluşturur.
Çalışmalarında yorgun düşen Herzl, genç yaşta 31 Temmuz 1904’te vefat eder. Ölümünden 45 sene sonra 17 Ağustos 1949’da, cenazesi İsrail Devleti’nin bayrağıyla örtülü bir şekilde gömülmek üzere uçakla, üzerinde bir Yahudi devleti kurmayı düşlediği topraklara getirilir.

Önsöz

  • Şimdi ben, ‘Yahudiler…’ diye cümleme başladığımda, özellikle geçtiğimiz yüz yılı göz önüne alarak bu sözü açtığımda herşey den bahsediyor olabilir miyim?
  • Geçtiğimiz yüzyıl içinde tarih sayfalarınca bize ezberletilen her olayda, iyi ya da kötü her vakıada Yahudi parmağı olduğunu dillendirsem acaba Anti-Semitik olur muyum?
  • Acaba, Avusturya sınırları içindeki meşhur soykırım şehrinin varlığından şüphelen diğimde çok mu dikkat çekerim?
  • Güneydoğudaki (ülkemizin güneydoğusu) arz -ı mevud’a dâhil edilmiş topraklar üzerinde oynanan oyunların bizim öldüğümüz teröre sebebiyet verdiğini düşündüğümde komplo teorisyenlerinin taklasına mı gelmiş olurum?
  • Spielberg’in filminin gri zemininde koşan kırmızı hırkalı kız çocuğunu gördüğümde şairane bir gülümseyişle mi bakmalıyım, ya da gözyaşımın tuzundan gözlerim kıpkırmızı olması şart mı? Neden söz konusu tema, ulusların kaderi olduğunda, sinema ve edebiyat ürünlerinin birçoğu Nazilerin Yahudileri Avrupa’dan çıkarması ya da onları öldürmesi üzerine?
  • Peki, Jön Türklerin Siyonizm’le ilişkisi neydi?
  • Pekâlâ, biz Türkiye’de yaşayanlar Yahudiler hakkında ne düşünmeli?
  • Ne var ki, keyifle okuduğumuz bir edebiyatçının ya da fikir lerini hararetle savunduğumuz düşünürün Yahudi olduğunu öğrendiğimizde duraksıyoruz ve vitrinlerde çokça yer alan, başlığında ‘Siyonizm’ ifadesiyle zihnimizde farklı bir anlam bulan; kuru kafa, pergel, güneş, piramit gibi şekillerle bezeli kitapları gördüğümüzde biraz olsun ürpermiyor muyuz? Bu adam her zaman gizli işler yapan, bizi kandıran ya da ‘işte bu adam Yahudi’dir’ diye kandırıldığımız bir simge olabilir mi?
  • Pekâlâ, biz bunları niye düşünüyoruz? Yahudilerden korkmalı mıyım? Ya da onlardan korkutuluyor muyum? Bu kimler tarafından sağlanıyor?

Giriş

  • Eğer kişi dinleyici koltuğunda yer alıyorsa, Yahudileri anlamakta aciz kalacak; kişi vaizse, olayları anlatan kişi olarak kendisi çölün ortasında, yapayalnız. Eğer dinleyici olan kişi dinlemeye açık ve olabildiğince zekiyse, bu durum anlatılanları anlamak için yeterlidir ve vaize de bu durumda pek gerek yoktur.
  • Ben, insanın yükselişine, nihayetinde medeniyet seviyesine yükselişine inanırım.
  • Kısa bir süre öncesine kadar mesafe, bir engel olarak karşımızda duruyordu ve yetersiz bir boşluktan şikâyet ediyorduk. Şikâyetlerimiz durdu. Buharlı gemilerimiz, şu ana kadar çabuk ve güvenilir bir şekilde, hiç görülmedik denizlerden geçirip, bizi kıtalar ötesinde kıyılara bıraktı. Artık, tren rayları, daha düne kadar ayak basmaya ürktüğümüz dağların arasından bizi güvenle geçiriyor.
  • Elektriğin sadece seçkin salonlarda bir grup snobu aydınlatmak için icat edildiğini değil, tam tersine, insanlığın karanlıkta kalmış sorunlarını aydınlatmak amacıyla var olduğuna inanıyorum.
  • Yahudi meselesi, ulusal bir meseledir ve bu sorunu gidermek için büyük milletler tarafından düzenlenmiş bir konsey dahilinde tartışılarak, bunun bir dünya meselesi haline dönüştürülmesi gerekir. Biz bir ulusuz, tek bir ulus!..
  • Baskı ve zulüm bizi yok edemeyecek. Yeryüzünde hiçbir ulus, bizim yaşadığımız acılarla ve zulümlerle karşılaşsaydı varlığını sürdüremezdi, hayatta kalamazdı.
  • Bir ulus, daima ve her yerde eğitilebilecek koca bir çocuktur.
  • Büyük şahsiyetlere minnet borçluyum, onların ortalıkta görünmüyor olmalarına, yok olmalarına da üzülmüyorum. Her kim ise, yok olabilir, yok olacak ve yok olmalı; haydi onu yok edelim. Ne var ki, Yahudilerin belirgin güçlü ulusçuluğu yok edile mez, yok edilmeyecek ve yok edilmemeli.
  • Museviliğin bütün kolları, yani yaprakları birer birer solup düşmeli, fakat geriye sağlam gövde kalmalı.
  • Ancak, sömürgeleştirmede girişimler gerçekten de yardımsever adamlar tarafından gerçekleştirilir ve bu eylemler çok ilginç girişimler olmasına rağmen şimdiye kadar hep başarıya ulaşmıştır.
  • Küçük bir girişim, aynı koşullar altında daha büyük bir bedel tutacak bir kayba neden olabilir. Çay, bir sandalla bile gezilemezken, bir nehri görkemli madeni gemilerle bile dolaşabiliriz.
  • Eğer eskisinin yerine yeni bir tane ev kiralamayı istersem, inşa etmek için önce onu yıkmalıyım. Doğal düzene, işte bu yüzden bağlı kalmalıyım.

Yahudi Meselesi

  • Yahudi düşmanlığının bulutları gökyüzünü kapatmış. Ancak, bu Yahudi sıkıntılarının hüzün dolu listesini ortaya çıkarabilecek bir girişim değil.
  • Yahudi’yi başka bir ülkeye göndererek ne elde edildi? Önce üzüntü, ya da başarı ve ardından Anti -Semitizmi oluşturan başarıları!
  • Eğer çevremizi kuşatanlar sadece iki neslin yaşayacağı süre içinde bizi rahat bıraksalardı, belki de onların arasına karışıp kaybolabilirdik.
  • Dünya, yüzyıllardır bizi yoksulluktan bitap düşmüş ulusların içinde en aşağılık topluluk olarak görmeye alışkın. Kendi ahmaklıkları ve bilgisizlikleri, kalplerinin karalığı içindi bizim özelliklerimizi azaltan ve Museviliğimizi zayıflatan başarımızı anlayamamak zaafına düşüyorlar.
  • Bizimle gelmeyecek kişi arkada kalır, kalmalı. Bizimle birleşmeyi isteyen herkes, bayrağımızın peşinden gelsin ve ülkümüz için sesiyle, kalemiyle ve eylemiyle savaşsın.
  • Eğer Sultan Hazretleri bize Filistin’i verseydi, biz Türkiye’nin bütün maliyesini yeni baştan düzenleme görevini üstlenebilirdik. Biz Türkiye’de Asya’dan gelen barbarlığa karşı koyan bir sınır karakolu, bir kale oluşturabilirdik.

Yahudi Şirketi

  • Şirket vasıfsız işçiye asla para ödememeli. Zaten onlar neden yaşar ki?
  • Kıyafetler, ketenler, ve ayakkabılar, öncelikle çeşitli Avrupa göçmen merkezlerinde yeni takımlar ve elbiseler sağlanan fakir göçmenlerimiz için üretilecek. Onların onurunu kıracak sadakalar gibi bu elbiseleri onlara vermemeliyiz. Ancak eski elbiseleri karşılığında yenilerine sahip olsunlar.

Yerel Gruplar

  • Her insan kendi ücretini ödeyeceğine göre, kendisine göre en iyi sınıf hangisiyse onunla yolculuk edecek.
  • Her grubun, seyahat ederken cemaatiyle birlikte bir hahamı olacak. Yerel gruplar, sonradan gönüllü bir haham oluşturacak ve her yerin ruhani bir lideri olacak. Hahamlarımız enerjilerini ülkümüzün hizmetine adayacaklar ve kürsüden cemaatine vaazlarla ilham verecek.
  • Orta sınıfın kızları, hayallerini büyük tutkularla başarmaya çalışan erkeklerle evlenecek. İçlerinden herhangi birisi karısını yanına alacak, ya da diğeri giderken nişanlısını da yanına alacak, diğerleri ebeveynini, kardeşlerini götürecek. Yeni medeniyetin üyeleri genç evlenecek.
  • Neden işçilerini yerin altına gönderip azıcık bir para için kömür çıkarmalarını istiyorlar? Sahipleri için bile, bunun hoş bir şey olduğunu düşünemiyorum. Çünkü kapitalistlerin kalpsiz olduğuna inanmıyorum ve buna inanmış adamın yaptığı gibi de yapamıyorum.
  • Yahudilerin tutumlu ve bulunduğu yere kolaylıkla intibak sağlayan bir yaradılışı vardır ve herhangi bir vasat ortamda hayatlarını kazanabilecek niteliğe sahiptir.

Yahudi Derneği ve Yahudi Devleti

  • İnsanlar öznel bir yapıya sahiptir, toprak bir Devletin nesnel kuruşudur ve nesnel bir temel ikisinin arasında daha önemli olanıdır. Mesela hiç nesnel temeli olmayan egemenlik, belki de dünyada en çok saygı görenidir. Size örnek olarak Papa’nın egemenliğini gösterebilirim.
  • Demokratik monarşinin ya da aristokratik cumhuriyetin bir Devletin en iyi biçimleri olduğuna inanıyorum, çünkü onlardaki Devlet biçimi ve yönetim ilkeleri diğerlerine karşıdır, bu da doğru bir güç dengesini korur.
  • Aynı zamanda meselelerin açıklığa kavuşması için referanduma gidilmesini de yetersiz bir metot olarak görüyorum. Çünkü, cevabının “Evet” ya da “Hayır” olan hiçbir siyasi soru yok. Kitleler bir yandan, Parla mentolardan bile daha çok heterodoks düşüncelerle idare edilmeye ve kürsülerden atılan güçlü naralarla yönlendirilmeye meyillidirler.
  • Bir başkasıyla İbrani’ce konuşarak anlaşamayız. Aramızdan hangimizin İbrani’ce ile bir tren bileti almak için kullanabileceği ka dar yeterli tanışıklığı var?! Böyle bir şey yapılamaz.
  • Artık bir teokrasiye sahip olmayı sona mı erdirmeliyiz? Kesinlikle ve içtenlikle hayır! İnanç bizi bir arada tutuyor, bilgi bizi özgür kılıyor. Bu yüzden, din adamlarımızın bir kısmı üzerinde öncekilerden gelen herhangi bir teokratik eğilimi muhafaza etmeliyiz. Profesyonel ordumuzu nasıl kışla sınırlarının içinde tutuyorsak, din adamlarımızı da tapınaklarının sınırları içinde tutmalıyız. Ordu ve din adamlığı değerli işler yaptığı sürece onurlandırılmalı.
  • Biz sevilmiyoruz. Muhtemelen biz hatalarımız için olduğu kadar hediyelerimiz için de sevilmiyoruz.

Sonuç

  • Bütün doğu medeniyeti çökmedikçe, diaspora yeniden doğamaz ve böylesi bir neticeden de aptallar hariç, kimse korkmaz.
  • Sayısız itiraz daha niteliksiz olan gerekçelere dayanacak, çünkü dünyada niteliksiz, korkak insan daha fazla.
  • Yine insanlar, bizim girişimimizin umutsuz olduğunu söyleyecekler, çünkü toprağımıza başarıyla ve onun üstünlükleriyle sahip olduğumuzda bile sadece fakirlerin ve güçsüzlerin mi bizimle gideceğini soracaklar? Evet, tam olarak ihtiyacımız olan insanlar fakir insanlar! Sadece her şeyi göze alabilen, umutsuz insanlar fetih yapabilirler, fatih olabilirler.

İsrail Yahudi Devleti, bu kitabın yazılışından yaklaşık elli yıl sonra, tasarlandığı gibi kuruldu; bu kitapta da aynı mühlet verilmişti Yahudilere ve Yahudi olmayanlara.
Yazar Theodor Herzl ise sadece bir gazeteci değil. Onu Birinci Siyonizm Kongresi Başkanlı’ğından, Sultan Abdülhamit ile diyaloglarından herkes hatırlıyor zaten…

~ Yazar : Theodor Herzl ~

~ Çeviri : Sedat Demir ~

~ Yayınevi : Ataç ~