Gitmeden Önce Son Birkaç Şey

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki yanlış anlaşılmayayım: Benim Azerbaycanlı ile, Azerbaycan dili ile bir sorunum yok! Benim yakınmam insanların Azerbaycan dilinde konuştuklarını düşünüdkleri halde Yarı Rusça, yarı İngilizce konuşmaları ve insanların bir kesiminin Azerbaycan dili yerine Rusçayı tercih etmeleri. Bu bir kesim dediğimde azınlık değil bu arada. Ve ayrıca bir kesimin Rusça konuşmayı elitlik bilmem ne sanmaları…

Ben bir dilbilimci değilim. Bir toplumbilimci de değilim. Daha çok bilgisayar bilimi ile ilgileniyorum bu yüzden benim mantığımda buna benzer şekilde işliyor ve genel olarak Türk mantığı ile işliyor. Elimden geldiği kadar işimde iyi olmaya çalışıyorum, elimden geldiği kadar çok şey öğrenmeye çalışıyorum, elimden geldiğince o derece çalışma, öğrenme konusunda kendimi usandırıyorum ve bu uğraşlarımın genelde ne okul ile bir ilgisi var ne de okuldaki derslerle falan tamamen kendime çizdiğim yol ile ilgili ve tamamen hedeflerim doğrultusunda bir uğraş. Artık az kaldı okul bitmek üzere ve 5 yıldır burada yaşıyorum ve sanırım artık buradaki durum hakkında düzgün bir eleştiri yapabilecek seviyeye gelmişimdir.

Bunun açıklamasını bile yapmayı sevmiyorum aslında ama yine de açıklama yapmam daha uygun olacak sanırım. Bu söylediklerim ırkçılık gibi anlaşılmasın! Ben Türküm ve Türk olmam ile gurur duyuyorum, dilimi çok seviyorum milletimi çok seviyorum. Gelelim Azerbaycanlı meselesine… Onlar kim? Onlar da Türk. Bu, lafa gelince böyledir burada ama yürürlükte genel olarak kullanımda değildir. Yani demem o ki böyle böyle konuşsan kardeşim biz bir milletiz falan, he düzdü derler bizde Türküz derler. Ama aradan bir süre geçer yolda yürürsün birisi bir soru sorar yanıtlarsın veya yanıtlayamazsın o sana sorar “qaqaş sen Türkseeeeen?” Bu da öyle sinir bozucu bir biçimde sorulur ki gel benim boğazıma yapış der gibi. A be kardeşim sen nesin? Yani zamanında Rusların yaptığı Azeri yakıştırması hala süregeliyor hala büük bir kesim sorunca Azeriyim diyor. Amaç tartışma olmasın, çok zaman susup geçiyorum. Ne ise zaten amaç buradaki insanlar şu da ben onları şu yapayım falan değil, her ne ise özlerini iyi bilmeleri önemli olan.

Yıllardır burada genellikle kimle konuşsam hep Türkçe konuştum. Çünkü hep şu düşünceyi güttüm o beni anlıyor ben onu anlıyorum. Ve ayrıca bazı insanlar benimle Türkçe konuşmaya çalıştıkları zamanlarda bile onlara kızdım dedim ki benimle kendi dilinde konuş ben seni anlıyorum. Bazı arkadaşlarım oldu onlara burada Rus dilli bilmem ne falan diyorlar herhalde Ruslardan yapay dil takmışlar. Onlara kolay kolay izin vermedim ki benim yanımda Rusça konuşsunlar. Ha ben anlamıyor muydum Rusça? Anlıyordum ama Rus olmayan birinin karşımda Rusça konuşması sinirlerimi bozuyordu. Bu Türkçe konuşmam konusunda yeri geldi bana Azerbaycan dilinde konuş diyenler oldu. Onlara ne cevap verdim? Dedim ki ne zaman Azerbaycanlılar kendi dillerine sahip çıkarlar, ne zaman ki ben sokağa çıkınca, Torgovide falan dolaşınca kulaklarımda Rusça vızıltılar dolaşmaz. O zaman ben de senin dilini konuşurum. Peki konuşamıyor muyum Azerbaycan dilinde? Yeri gelince konuşuyorum.

Yukarıda söz ettiklerim abartıyorum gibi anlaşılmaz umarım. Arkadaşlarımdan herhangi biri ile bir yere kahve içmeye oturunca örneğin yeri geldi biz aşırı derecede şaşkınlığa uğradık. Bir baktık ki lan bir tane Azerbaycan dilinde konuşan birini göremiyoruz. Yeri gelirdidi Azerbaycan dilinde konuşanlar da olurdu ama bu kesim azınlığı teşkil ederdi. Diyebilirsiniz ki benim gittiğim yerler böyle. Hayır efendim kabul etmiyorum. Ben Rusya’ya uçup orada bir yere oturmadım veya gidip Rusların takıldığı bir yere oturmadım. Gittiğim yerlerde hep Azerbaycanlılar vardı, Rus dilli Azerbaycanlılar.

Bu konuyu da kolay kolay konuşamazsın, anlatamazsın bazılarına derler ki. Biz neçe illernen Rusların esareti altında yaşamışız falan derler. Tamam kabul ediyorum, hak veriyorum, çok zor günler geçirdiniz, Ruslar çok güzel sömürdü burayı. Ama yanıbaşımızda örnek Gürcistan var. Ben orayı da gördüm. Oradaki insanlarla da sohbet ettim. Orada da bir yerlerde gezdim, oturdum falan. Kimse orada Rusça konuşmuyordu. Onlar az mı çekti Ruslardan? Daha dün kadar Ruslar bombalamıyor muydu orayı?

Dün sınavım vardı İnformatikada, metrologiya, standartlaştırma ve sertifikatlaştırma dersinden. Bu dersi de hocayı sevdiğimden dolayı ve dersi iyi anlattığından dolayı dinlemişimdir hep. Sınava çalışıyorum arkadaş arıyor beni lan çalışıyorum sonra bildiklerimi yine unutuyorum diyor. Ben de ona cevap veriyorum, diyorum ki: Kavramların zaten yarısı Rusça ve İngilizce elbette zorlanırsın. Hadi bana kolay geliyor da benim yine İngilizce ve Rusça konusunda anlayışım var. Bu kavramlar konusunu da tartıştım yeri geldi arkadaşlarla bana şunu savundular dediler ki onlar terminmiş değiştirilmezmiş. Dediler ki onu başkası icat etmişmiş değiştirilmezmiş falan. Dediler ki mışkanı, kompüteri biz icat etmemişik ki başka şey diyelim.

Soruyorum kendime lan acaba biz yanlış mı yapıyoruz aşağıdaki sözlerin Türkçe karşılıklarını kullanarak?

kompüter = bilgisayar,
mışka = fare,
atribut = nitelik,
obyekt = nesne,
informasiya = bilişim,
struktur = yapı,
kompilyasiya = derleme,
interpretasiya = yorumlama,
interfeys = arayüz,
funksiya = işlev,
layk eyleme = beğenme,
abstrakt = soyut
konkret = somut,
komponent = bileşen,
printer = yazıcı,
skaner = tarayıcı,
peripendikülyar = dik,
samalyot = uçak,
epizod = bölüm,
kliyent = istemci,
serial = dizi,
konsept = kavram,
iterasiya = yineleme,
proses = işlem,
prosessor = işlemci,
identifikator = tanımlayıcı,
ekspert = uzman,
ostanovka = durak,
aksiya = eylem,
aktivleşdirmek = etkinleştirmek,
gramatika = dil bilgisi,


Standartlaştırma dersimize giren hocam dikkatimi çekmişti. O gerçekten Azerbaycan dilinde konuşmaya çalışıyordu. Bazı zamanlar yetişmeyen yerlerde Türkçe kelimeler kullanıyordu. İşte böyle günlerden bir gün kulağıma ilişti sınıftaki çocuklar konuşuyorlardı adama bak gic gic Türk dilinde danışır falan. O gün de hoca dersten bir kaç öğrenciyi atmıştı dersin düzenini bozan ve hoca da aşırı derece de sinirlenmişti. Biraz ağır konuşmuştu sınıfa karşı ve ardından kendisine 3 dakika tenefüs verip sonra derse gelmişti. İşte o gün dışarı zili çaldı çocuklardan birkaçı bana sormuştu ki sizde böyle müellim olsa telebeler neyneyer? Ben de onlara cevap vermiştim ki bizde böyle öğrenci yok ki hoca böyle davransın öğrencilere. Anladılar mı anlamadılar mı bilmiyorum. Bu da benim sorunum değil…

Şimdi gelelim Türkçe konusuna Türkçe’de bizim kullandığımız yabancı sözler yok mu? Elbette var ama bir yere kadar. Ve ayrıca ben öyle bir insan tanımıyorum ki iki Türk bir araya gelsin ve Türkçe yerine başka bir dil konuşsun. Ben de elimden geldiği kadar dikkat etmeye çalışıyorum ki alıntı sözleri az kullanayım.

Dilimiz gerçekten güzel. Sondan eklemeli bir dil olması da güzel bir şey. Hem yeni kelimeler eklemesi kolay. Hem olaya tümdengelimsel bir mantıkla yaklaşınca bilinmeyen bir kelimenin anlaşılması da kolay. Şimdi şöyle düşünün. Bir insana prosessor u mu öğretmek kolaydır? Yoksa işlemciyi mi? Bence işlemciyi öğretmek daha kolay. Çünkü türemiş bir kelime olan işlemci kelimesini ele alırsak örneğin hiç bilgisayardan anlamayan birisi bile iş ve işlem kelimelerinin ne anlama geldiğini bilir. Dolayısıyla bu kelimeler işlemcinin ne işe yaradığı konusunda insanın kafasında bir çok şey çağrıştıracak ve birçok şey bir anda bilinçaltında anlama kavuşmuş olacak. Kompütere bilgisayar diyoruz. Hiç bilgisayar görmemiş duymamış birisi bir kaç saniyeliğine bile olsa düşününce bilgi ve saymaktan yola çıkarak bir anda birçok şeyi kavramış olacak. Bu güzellikler saymakla bitmez…

Ümit ediyorum ki bir gün burada da her şey güzel olacak. Ama herkes ümit ediyor. Ve ne yazık ki yalnızca ümit ediyorlar bir şey yapmıyorlar. Kınıyorum diyorum neden Azerbaycan dilinde klavye kullanan çok az? Neden İngilizce klavye tercih ediliyor? Neden bilgisayarlar ya İngilizce ya Rusça? Hadi klavye konusunda devleti kınadık o suçlu dedik. Peki ama dil konusunda kimi kınamak lazım? Kullanılan sitelerde Azerbaycan dili mevcut olmamasını neye bağlamak lazım? Bizde bunları hep devlet mi yapıyor? Örneğin ben Linux kullanıyorum Linux’daki GNOME, KDE, XFCE vb. arayüzleri devlet mi çeviriyor Türkçeye? DuckDuckGo, Twitter, WordPress, Linkedin, Vkontakte, Livejournal falan bunları devlet mi çeviriyor? Hayır efendim bunları senin gibi benim gibi insanlar bir araya geliyorlar topluluk oluşturuyorlar ve birbirleri ile tartışmalar sonucunda ellerinden geldiğince alıntı sözler kullanmadan çeviri çalışmaları yapıyorlar. Bazıları da bahane uyduruyor yok efendim tutarlı olmuyormuş falan örnek olarak Facebook’u gösterip diyorlar ki orada bile bir gün birisi tutup bir şey çeviriyor başkası geliyor tutup onu başka bir şeye çeviriyor. Peki efendim bizimkilerde neden bir tutarlılık var? Nasıl oluyor? Belki de birlik beraberlik de lazım… Bakın örnek olsun Debian’ın çeviricileri nasıl özen gösteriyorlar ufak tefek şeylere bile tutarlılık konusunda:

çeviri

Buradaki insanlara da öneririm örneğin böyle şeylerle uğraşmalarını. Ama ne yazık ki bu işlerin ucunda para yok belki de bu yüzden hiç ilgilenmek istemezler bu işleri yapanlar hep gönüllü insanlar. Dert düşünce, para olursa da bir kesimde, ne yazık ki bu işler gerçekleşemiyor öyle kolayca. Belki de sorun paradadır kimbilir. Belki de devlet az para veriyor diye böyle oluyordur kimbilir. Bahane üretmek kolay. Yüzlerce bahane bulunabilir. Ama bu bahanelerin bir faydası olmadığı da bir gerçek. Belki de amaçsızlıktandır kimbilir. Adamlar yazık amaç olmayınca gece gündüz Topaz(İddia) konuşmaktan başka bir şey bilmiyorlar.

Bir de herkes de almış başını gidiyor magistratura(yüksek lisans) ya hazırlaşmak falan. Bana da soruyorlar sen de hazırlanıyor musun diye. Kardeşim neyime lazım? İlerde yaşım ilerleyince biraz daha belki düşünürüm belki de düşünmem. Şart mı yani herkesin yüksek lisans yapması? Sen 4 yıl boyunca ne aldın ki okuldan 2 yılda bir şeyler alacaksın? Öyle bir kanun mu var yüksek lisans yapanlar iş bulacak çalışacak, yüksek lisans yapmayanlar iş bulamayacak?

Allah akıl fikir versin, Allah farkındalık versin. Bana öyle geliyor ki içinde bulundukları durumun farkında değiller. Farkında olsalar bu durumda olmaz insanlar. Farkında olsalar boş zaman bulamazlar. Farkında olsalar iş güç havadan sudan konuşmak olmaz. Farkında olsalar bir şeyler yapmadan konuşmakla hiçbir şeyin düzelmeyeceğini bilirler…

Ne ise nerdeyse benim kalmış şurada bir ayım. Bu bir ayım da geçti mi bana gitmek düşer. Zamanı gelince de askerlik falan.  Ondan sonra da vatana millete yararlı bir şeyler yapabilmek için çabalamak kalır geriye…